Tanıtım
Bugün Molla Zeyrek Camii olarak bilinen yapılar bütününün İstanbulun çok eski dönemlerine uzanan bir yapım öyküsü vardır.Bu makalemizde hem bu yapım öyküsünü hemde dönemler halinde günümüze kadar nasıl kullanılmış olduğunu açıklayacağız.
1.Bizans Dönemi
Tarihçiler tarafından XII. yüzyıla tarihlendirilen ilk inşaat faaliyeti imparatoriçe İrini tarafından başlatılmıştır. Bunun için seçilen konum ve seçilen isimde özel bir öneme sahip olduğunun delili gibidir. İstanbulun dördüncü tepesinin Halice bakan yamacında ve imparatorların anıt mezarlarının olduğu bir mahalde inşaa edilmiştir. İsmi, Evrenin Hakimi İsa anlamına gelen (Pantokratoros Hristou) olmuştur. Bu ilk yapının inşaa edildiği bölgenin bir başka özelliği, Konstantin tarafından yapıldığı düşünülen fakat günümüze ulaşmayan Havariyyun Kilisesi ile irtibatlı olmasıdır. Kaynaklarımız bu irtibatın mahiyetini açıklarken, çelişkili bilgiler verir. Bazı kaynaklara göre Havariyyun Kilisesinin yerine yapılmış (1),bazı kaynaklara göre ise onun yakınında müstakil bir yer seçilerek oraya inşaa edilmiştir. (2).Eğer Havariyyun kilisesinin dördüncü tepenin zirvesinde yer aldığı bilgisi doğru kabul edilecek olursa ikinci iddia daha kabule şayan olacaktır.
Kraliçe Irini tarafından başlatılan ilk yapının tamamlandığını görmek kendisine kısmet olmaz. Onun 1124 da vefat etmesi üzerine kocası İmparator II İoannis inşaatı tamamlatmıştır. Bununla da yetinmeyen imparator (daha sonraları kuzey kilise denilecek olan) yeni bir kilise inşa ettirir. Bu kilise güneydekine nazaran biraz daha küçüktür ve Şevkatli Meryem Ana demek olan (Theotokos Elaiusa) olarak adlandırılmıştır. Yapıların mimarı olan Streforos hakkında hiçbir bilgi yoktur.Her iki kilisenin arası bir şapel olarak kullanılmış, daha sonraları bir kilise daha inşaa edilerek birleştirilmişlerdir. Bu üçüncü kilise Angelos Mikail adına yapılmıştır. Daha sonra gelen bütün imparatorlar da hem bu Manastıra hem bu bölgeye özel bir önem vermişlerdir. Nitekim yanına bir hastane, bir yaşlıbakım evi, bir hamam, bir tıp fakültesi, bir kütüphane inşaa edilerek Manastırın etrafını önemli bir merkez durumuna getirmişlerdir. Typikon denilen ve 1730 yılında Bükreş te bir kopyası bulunan yazılar bize hastahane hakkında detaylı bilgiler verir. Bu yazılar toplam 88 sayfa hacminde bir çeşit yönetmelikti ve ilk defa 1895 te Aleksei Dimitrievskij tarafından neşredilmişdi. Bu yönetmeliğe göre hastanede 61 yatak vardı ve hasta sayısı adedince görevli bulunuyordu. Dördüncü haçlı seferi öncesi öyle anlaşılıyor ki en parlak dönemini geçiriyordu çünkü dördüncü haçlı seferi esnasında meydana gelen tahribattan ve soygundan sonra çok daha sönük bir duruma gelmişti.Çünkü Latinler tarafından Manastıra ait en güzide eserler yağma edilip götürülmüşlerdi.Bugün onların bir kısmını Vatikanda sergilenirken görmekteyiz.Latin imparatorluğunun hüküm sürdüğü yıllarda binanın Venedikli keşişlerin ikametgahı olarak kullandığı fakat son Latin imparatorunun burayı şahsi ikametgahına çevirmiş olduğu biliniyor.
Konstantiapolun Latinlerden geri alınmasından sonra söz edilen Manastır bir ara Sırp kralının çocuklarının hapsedildiği bir hapishane olarak kullanılmıştır. Özellikle 1230 larda baş keşiş olarak tayin edilen Makaryosun çabaları ile eski canlılığına kavuştuğu söylenebilir. Bu dönemde hastane çalışanlarının sayısı iki katına çıkarılmıştı. Fetihten önce bu Hastanenin varlığını devam ettirdiği ve başhekiminin de bir Türk olduğuna dair bilgiye kaynaklarımızda raslıyoruz.(3)
2. Osmanlı Dönemi
Bilindiği gibi Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet in ilk icraatlarından biri Fatih medreselerini inşaa ettirmek olmuştur. Fakat bu medresenin inşaatı devam ederken derslerini yapmak için ilmiye sınıfının bir binaya ihtiyaç duyduğunu gören, Fatih Sultan Mehmet bunun üzerine Pantokrator Manastırını ilmiye sınıfına geçici olarak tahsis etmiştir. Bu dönemde daha önceleri rahiplerin kullandığı hücreler derslik -olarak kullanılmış, binanın bir kısmı cami olarak kullanılmıştır. İlk müderris Zeyrek Mehmet Efendi den mütevellit medresenin adı da Zeyrek medresesi olmuştur. 1470 den sonra cami yapıldığında da adı Zeyrek camii olarak kalmış, etrafında teşekkül eden mahalleye de Zeyrek Mahallesi denilmiştir. Zeyrek akıllı, anlayışlı demektir.
Osmanlı döneminde bahçesine bir tekke, bitişiğine bir minare eklenmiş, güneydeki bölüm içine bir Hünkar mahfili eklenmiştir.Bu Hünkar mahfili Osmanlı el sanatlarının en güzel örneklerinden birini sergiler. (4) Bahçesin de bulunan tekke ise Akşemseddin tarikatına bağlıydı ve bu tekke kendi döneminde geçerli bilgilerin öğretildiği bir çeşit eğitim kurumuydu. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür.
3. Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyet döneminde uzun süre metruk kalan yapı 1960 larda onarımdan geçmiş ve vaktiyle Güney kilise diye bilinen bölüm onarım görmüş fakat Kuzey kilise kaderi ile başbaşa bırakılmıştır. 1985 yılında bölge UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak ilan edilmesini müteakip turistlerin uğrak yerlerinden biri olmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile IBB arasında 2009 yılında imzalanan protokole göre 2010 yılında IBB tarafından restore edilmeye başlanmış ve bu restorasyon sırasında Kuzey kilisede tahta yer döşemeleri altında mozaikler tespit edilmiştir. 2017 yılında resterasyonu mimar Nuran Nar başkanlığındaki ekip tarafından tamamlanmış ve resterasyonunu açıklayan detaylı bir bilgilendirme raporu yayınlamıştır. 2017 de halka açılmasından sonra restorasyonu ile ilgili eleştiriler olmuş, Kilise yapısının daha ön plana çıkarıldığı şeklindeki iddialar ile gündeme gelmiştir.
SONUÇ
Zeyrek camii, tarihin farklı dönemlerinde farklı işlevler görmüş, fakat aradan geçen yüzyıllara rağmen ayakta kalabilmiş ender yapılardandır. Osmanlı mimar ve işçileri onu farklı işlevler için dizayn ederken binanın sanatsal değere sahip mozaiklerine ve yapısal özelliklerine bir zarar vermemeye dikkat etmişlerdir. Bu özen ve dikkat sayesinde iyi korunabilmiştir. Bugün dünyanın her yerinden İstanbul a gelen binlerce turistin en çok ziyaret ettikleri yerlerden biri olması ise halen önemini devam ettirdiğini göstermektedir.
Atıflar
1.Zeyrek camii ve çevresinin aydınlatma yönünden incelenmesi,Zeynep Elif Arık, tez çalışması, s. 7.
2. Semavi Eyice, İstanbul Ansiklopedisi, s. 55
3.Semavi Eyice (1994),İstanbul Ansiklopedisi,s. 213-215
4.Zeyrek Camii Hünkar Mahfili ve minber, Mine Esmer, s. 75-78
Yaralanılan Kaynaklar
1.Hüseyin Ayvansarayi Hafıkatül cevami, İstanbul camileri ve diğer dini sivil yapılar,s. 174
2. Zeyrek camii ve çevresinin aydınlatma yönünden incelenmesi 3.Hayri Fehmi Yılmaz, tdv lslam ansiklopedisi 4.https://www.thebyzantinelegacy.com/pantokrator-monastery
5."Molla Zeyrek Camisi küllerinden doğdu". Anadolu Ajansı. 28 Mayıs 2019. 22 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi .
6.A. van Millingen, Byzantine Churches in Constantinople, London 1974, s. 219-242.
7.Semavi Eyice (1994). Zeyrek Kilise Camii. Dünden Bugüne lstanbul Ansiklopedisi. VII. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. ss. 555-557. ISBN 975-7306-07-X. 6 8 .W.müller -wiener lstanbulun tarihsel topografyası tercüme Ülker Sayın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Art niyetli olmadıkça her türlü eleştiriyi dikkate alır ve cevap vermeye çalışırım.